← Yayınlar

Veri Hukukunda Yeni Eşik: Mahremiyetten Veri Yönetişimine

A&K Editöryal Ekibi · Ağustos 2026

Dijital veri hukuku artık yalnızca “kişisel veri hukuka uygun biçimde işlendi mi?” sorusuna cevap aramıyor. Yeni dönemin temel soruları daha geniş: Veri nereden elde edildi, hangi sistemleri besledi, kimlerle paylaşıldı, yapay zeka tarafından nasıl kullanıldı ve birey hakkında hangi kararların alınmasına etki etti?

Avrupa Birliği Veri Yasası'nın 12 Eylül 2025 tarihinde uygulanmaya başlaması, özellikle bağlantılı cihazların ürettiği verilere erişim ve bu verilerin paylaşılması bakımından yeni bir dönem açtı. Böylece veri, sadece korunması gereken bir unsur olmaktan çıkarak kullanıcılar, üreticiler ve hizmet sağlayıcılar arasında hukuka uygun biçimde yönetilmesi gereken ekonomik bir varlığa dönüştü.

Bu dönüşümün ikinci ayağını Yapay Zeka Tüzüğü oluşturuyor. Tüzüğün genel hükümlerinin önemli bir bölümü 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanacak. Yasaklanan yapay zeka uygulamaları, yapay zeka okuryazarlığı, genel amaçlı yapay zeka modelleri ve yüksek riskli sistemler için getirilen yükümlülükler, şirketlerin yalnızca kullandıkları veriden değil, bu verilerle çalışan algoritmaların sonuçlarından da sorumlu tutulacağını gösteriyor.

Temmuz 2026'da Avrupa Veri Koruma Kurulu tarafından yayımlanan internetten veri kazıma rehberi de internette erişilebilir olan her verinin serbestçe kullanılabileceği düşüncesini tartışmaya açtı. Yapay zeka eğitimi amacıyla yapılan veri toplama faaliyetlerinde hukuki dayanak, şeffaflık, amaçla sınırlılık, veri minimizasyonu ve özel nitelikli kişisel verilerin korunması önemini koruyor. Başka bir ifadeyle, verinin kamusal alanda bulunması, onun hukuken sahipsiz olduğu anlamına gelmiyor.

Türkiye'de de Kişisel Verileri Koruma Kurumunun iş yerlerinde üretken yapay zeka kullanımına ilişkin 5 Mart 2026 tarihli çalışması, çalışanların kontrolsüz yapay zeka kullanımının kurumsal veri güvenliği bakımından ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle kurumların yapay zeka kullanım politikaları hazırlaması, sisteme aktarılması yasak olan bilgileri belirlemesi ve kullanılan uygulamaları denetlemesi giderek zorunlu hale geliyor.

Sonuç olarak dijital veri hukukunda uyum, artık birkaç aydınlatma metni ve açık rıza kutusundan ibaret değildir. Yeni dönemde asıl mesele, verinin bütün yaşam döngüsünü izleyebilen, algoritmik kararları açıklayabilen ve teknolojik yenilik ile temel haklar arasında gerçek bir denge kurabilen bir veri yönetişimi sistemi oluşturmaktır.

İşbu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz.