← Yayınlar

Estetik Uygulamalarda Komplikasyon ve Zamanaşımı

A&K Editöryal Ekibi · Ağustos 2026

Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi estetik uygulamalar, günlük dilde “güzellik işlemi” olarak anılsa da hukuken tıbbi müdahale niteliği taşır. Sağlık Bakanlığının 2025 yılında Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programı'nı yürürlüğe koyması ve mezoterapi eğitim standardını 2025 yılında yeniden düzenleyerek 2026 yılında tabiplerin başvurusuna açması, bu alanın giderek daha sıkı biçimde mesleki yeterlilik ve sağlık hizmeti kurallarına bağlandığını göstermektedir.

Her Komplikasyon Malpraktis Değildir

Estetik işlem sonrasında enfeksiyon, asimetri, doku kaybı, damar tıkanıklığı, görme bozukluğu, alerjik reaksiyon veya kalıcı iz meydana gelmesi tek başına uygulayıcının kusurlu olduğunu göstermez. Tıbbi standartlara uygun davranılmasına rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilir fakat önlenemeyen sonuçlar “komplikasyon” olarak değerlendirilebilir.

Buna karşılık hastanın işlem öncesinde yeterince değerlendirilmemesi, yanlış ürün veya doz kullanılması, enjeksiyonun hatalı bölgeye yapılması, komplikasyon belirtilerine zamanında müdahale edilmemesi, hastanın uygun merkeze sevk edilmemesi ya da aydınlatılmış onam alınmaması halinde artık komplikasyondan değil, tıbbi uygulama hatasından söz edilebilir. Hastanın bir komplikasyon formunu imzalaması da uygulayıcıyı kusurlu işlemden veya komplikasyonu yönetmemekten doğan sorumluluktan kurtarmaz.

Ayrıca botoks, dermal dolgu ve mezoterapi gibi invaziv işlemlerin güzellik salonlarında, kuaförlerde veya bu konuda bağımsız işlem yapma yetkisi bulunmayan kişilerce uygulanması mümkün değildir. Yetkisiz kişi veya yetkisiz yerde yapılan uygulama, meydana gelen zarar bakımından ayrıca hukuka aykırılık ve kusur değerlendirmesine yol açabilir.

Komplikasyonlar İçin Tek Bir Zamanaşımı Süresi Yoktur

Hukuken zamanaşımına uğrayan “komplikasyon” değil, komplikasyon veya malpraktis nedeniyle ileri sürülen tazminat ve diğer taleplerdir. Uygulanacak süre, hasta ile uygulayıcı arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre değişir.

Yargıtay, belirli bir estetik görünümün veya sonucun taahhüt edildiği müdahaleleri çoğunlukla eser sözleşmesi olarak değerlendirmektedir. Ancak her dolgu, botoks veya mezoterapi işleminin otomatik olarak eser sözleşmesi sayılması doğru değildir. Somut olayda belirli bir sonuç garanti edilmişse eser sözleşmesi; yalnızca tıbbi özen ve müdahale taahhüt edilmişse vekalet sözleşmesi hükümleri gündeme gelebilir.

Vekalet veya eser sözleşmesinden kaynaklanan bazı taleplerde beş yıllık zamanaşımı uygulanabilir. Bununla birlikte ayıplı eser hükümlerine dayanılması halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 478. maddesindeki özel süreler, ağır kusur halinde ise yirmi yıllık süre tartışılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da eser sözleşmelerinde zamanaşımının talebin niteliğine göre Türk Borçlar Kanunu'nun 146, 147 ve 478. maddeleri kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

İşlemin ayıplı hizmet olduğu ileri sürülüyorsa tüketici hukuku da önem taşır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a göre ayıplı hizmetten doğan sorumluluk, daha uzun bir süre öngörülmemişse hizmetin ifasından itibaren iki yıldır. Ayıbın daha sonra ortaya çıkması kural olarak süreyi kendiliğinden yeniden başlatmaz; ancak ayıp ağır kusur veya hileyle gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.

Talep haksız fiile dayandırılırsa zarar görenin zararı ve sorumlu kişiyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık, fiilin işlendiği tarihten itibaren ise on yıllık süre gündeme gelir. Eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı süresi tazminat talebine de uygulanabilir.

Geç Ortaya Çıkan Zarar Süreyi Daima Yeniden Başlatmaz

Dolgu maddesinin yıllar sonra yer değiştirmesi, geç enfeksiyon oluşması veya doku hasarının zamanla belirginleşmesi, her durumda zamanaşımının komplikasyonun fark edildiği gün başlayacağı anlamına gelmez. Sözleşmeye dayalı taleplerde işlemin tamamlandığı ve alacağın muaccel olduğu tarih; haksız fiil taleplerinde ise zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarih önemlidir. Zararın zaman içerisinde geliştiği durumlarda, gerçek zararın kapsamının ne zaman belirlenebilir hale geldiği ayrıca incelenmelidir.

Sonuç olarak estetik müdahalelerde “komplikasyon oldu, sorumluluk yoktur” veya “işlemin üzerinden birkaç yıl geçti, hiçbir hak ileri sürülemez” biçimindeki genellemeler hukuken doğru değildir. Uygulayıcının yetkisi, işlemin yapıldığı yer, taahhüt edilen sonuç, aydınlatılmış onam, kullanılan ürün, komplikasyonun yönetimi ve zararın öğrenilme zamanı birlikte değerlendirilmelidir. Estetik işlemler küçük bir enjektörle yapılabilse de doğurduğu hukuki sorumluluk hiç de küçük değildir.

İşbu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz.